İNANNA VE ŞUKALLETUDA: BAHÇIVANIN ÖLÜMCÜL GÜNAHI

İNANNA VE ŞUKALLETUDA: BAHÇIVANIN ÖLÜMCÜL GÜNAHI (Musa'nın Sümerlerden alınan çakma Mısır lanetleri)


Sümerlerden kalma 6 sütunlu bir tablettir. 10,5 santime 18 santim boyutundadır. Bu tabletteki mitte, tanrılara saygısızlık eden bir ölümlüye öfkelenen bir tanrıçanın tüm Sümer ülkesinin suyunu kana çevirmesi anlatılır. Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)'teki Exodus (Çıkış) bölümünde yer alan "kan felaketi" temasıyla büyük benzerlik gösterir. Tevrat'taki o öyküde, Firavun köle edilen İsrailoğullarının kendisine hizmet etmesini istediği için gitmelerine izin vermeyince, Yehova bütün Mısır'ın sularını kana çeviriyordu. Oysa bu tabletteki Sümer miti çok daha eskidir. Bu hikaye aracılığıyla bitkileri rüzgar ve güneşten korumak için gölge ağaçları dikme tekniğinin de binlerce yıl önce bilindiğini öğreniyoruz. Mitin konusu şöyledir:

Bir zamanlar Şukalletuda adında, bahçesi için çok çalışan ama karşılığını hiç alamayan bir bahçıvan vardı. Karıklarını ve evleklerini özenli suladığı halde, bitkileri solup gidiyordu. Öfkeli rüzgarlar "dağların tozunu" yüzüne çarpıyordu. Üzerine titrediği her şey harap oluyordu. Bunun üzerine gözlerini göğe kaldırdı, tanrısal kehanetleri gözleyerek öğrendi. Bahçesine geniş gölgeli bir ağaç olan sarbatu ağacını (günümüzde bilinmiyor) dikti. Böylece Şukalletuda'nın bahçesi, yeşilin her tonuyla doldu. Günlerden bir gün, tanrıça İnanna (Yunan Afrodit'i ve Romalı Venüs'ünün Sümerli atası-karşılığı), gökyüzünde ve yeryüzünde dolaştıktan sonra yorgun bedenini dinlendirmek için Şukalletuda'nın bahçesinin yakınlarında bir yere uzanarak uykuya daldı. Bahçesinin bir köşesinden onu gözetleyen bahçıvan, tanrıçanın bu durumundan faydalanarak onu iğfal etti. Sabah olduğunda İnanna şaşkınlık içinde durumu fark etti ve kendisine bu denli aşağılık bir biçimde hakaret eden ölümlüyü ne pahasına olursa olsun bulmaya karar verdi. Bunun için Sümer ülkesine 3 felaket gönderdi:

1-) Ülkenin bütün kuyularını kanla doldurdu, böylece bütün hurmalıklar ve bağlar kanla doldu. 
2-) Ülkeye yıkıcı rüzgarlar ve fırtınalar saldı. 
3-) ... İlgili dizeler çok hasarlı olduğundan üçüncü felaketin niteliği anlaşılamamıştır.

Üç felakete karşın, İnanna namus düşmanını bulmayı başaramaz. Her felaketten sonra, Şukalletuda babasının evine gidip içinde bulunduğu tehlikeye ilişkin bilgi verir. Babası oğluna adımlarını kardeşlerine, "karakafalılar"a (Sümer halkı) yöneltmesini, kent merkezinin yakınlarında bulunup aralarına karışmasını öğütler. Böylece bulunması daha zor olacaktır. Şukalletuda öğüdü tutar ve İnanna onu bulamaz. Acıyla, tecavüzün öcünü alamayacağını düşünür. Bunun üzerine öğüt ve yardımını almak için Sümer bilgelik tanrısı Enki'nin evine, Eridu şehrine gitmeye karar verir.

Tabletin bundan sonraki kısmı kırık olduğu için öykünün sonunu bilemiyoruz. Tıpkı yazarın, romanın sonunu okuyucunun hayalgücüne bıraktığı romanlardaki gibi. Umalım ki tanrıça, tarihin bilinen en eski ırz düşmanını bulmuş olsun.
Samuel Noah Kramer'in Tarih Sümerde Başlar kitabından alıntıdır. Serdar Tigrik'e katkıları için çok teşekkürler.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunlarıda görmek isteyebilirsin!

Facebook Yorumları